KÜPÇÜ’YÜ DİNLERKEN KÜPÇÜ’YÜ DİNLERKEN
Kimdi sözünü ettiğim!
İzmit’te herkesin yakından tanıdığı Mustafa Küpçü.
Mustafa Küpçü 1950’de İzmit’te doğmuştu. İlk, orta ve lise öğrenimini İzmit’te tamamlamış, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu’ndan mezun olmuştu. Kocaeli Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Siyaset Bilimi alanında Master yapmış, aynı üniversitede “siyaset bilimi”, “toplum bilim”, “kurumsal kimlik”, “etkili sunum teknikleri” başlıklarında dersler vermişti. Kamu ve özel sektörde 29 yılı geçmiş, 1989’dan 1999’a kadar kendi şirketinde ajans ve sigortacılık işleriyle meşgul olmuştu. 1991 yılından bu yana yerel televizyonlarda tartışma programları hazırladı ve yönetti. Şimdilerde ise “Kocaeli Gazetesi”nde köşe yazarlığı yapmakta. Ayrıca sekiz kitabı bulunmakta. Bu kitaplardan bazıları; “Ataşe”, “Ekmek Kavgası”, “62 Yıllık Siyaset Hayatıyla Erol Köse”dir. 1968’de KYÖD’e üye oldu. 2008-2010 yılları arasında ise KYÖD Başkanlığı yaptı.
Ne alaka değil mi, neden bugün Mustafa Küpçü’yü taşıdım köşeme!
Geçtiğimiz günlerde bir davet almıştım kendisinden. Kocaeli Dokümantasyon Merkezi’nin “Yaşayan Tarih Sohbetleri”nin konuğu olacaktı, davet bu etkinlikle ilgiliydi.
Gittim, dinledim. Çocukluğundan bugününe kadar geçen İzmitli, Kocaelili, Türkiyeli yıllarını müthiş bir akıcılıkla anlattı, kentin, özellikle de İzmit’in geçmişinden günümüze kadar olan zaman dilimini not ettirdi bize ki; zaten iyi bir arşive sahipti, bellek konusunda kolay kolay kimse eline su dökemezdi. Yaşadığı kenti ne kadar, nasıl sevdiğinin dile gelmesiydi Küpçü’nün bu sohbeti.
Düşündüm ve içimden dedim ki; Küpçü ve benzerleri olmalı her kentin. O kenti bizden sonrakilere adam gibi anlatan insanlar olmalı.
Küpçü’yü dinlerken şu şiirim de geldi aklıma, gelin paylaşayım sizinle…
BİR KENTİ SEVMEK
Bir kenti adam gibi seveceksin.
Caddesi, sokağı toz çamur demeyeceksin
kentin dili vardır, kanı vardır, canı vardır,
iyi bileceksin.
Ağacını, çiçeğini seveceksin,
dağını, denizini.
Baktığında iyi tanıyacaksın,
ayıracaksın birbirinden at iziyle it izini.
Bıçkınını, beyefendisini,
orospusunu, hanımefendisini,
ayırmayacaksın, yerine göre seveceksin,
herkesi oturtacaksın yakıştığı yere…
Sabahını seveceksin kentin, akşamını da;
sokak köpeklerinin cirit attığı.
Yıldızlı otellerini de, parklarını da seveceksin;
banklarında evsizlerin yattığı.
Dindarını seveceksin kentin, dinsizini de.
Işıklarını, ayyaşını, kadehini,
rakısını da seveceksin ve asla ama asla,
kentin aklı mı var demeyeceksin.
Sözün özü o ki; bir günlük ayrılıklarda bile,
yaşadığın kenti,
bir kadını, sevgiliyi özler gibi özleyeceksin…
Ruhan ODABAŞ / 14 Nisan 2015
- Toplam 1 yorum
Mustafa Küpçü 08:13 - 27 Mart 2026
Çok tesekkur ederim. Selam ve saygiyl.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- KEŞKE!.. 16 Eylül 2026 Çarşamba
- İZMİT'İ ARAMAK 16 Eylül 2026 Çarşamba
- LÜTFÜ OBUZ İLE KISA BİR SOHBET 15 Eylül 2026 Salı
- İNCİR AĞACI MESELESİ 13 Eylül 2026 Pazar
- KILIÇDAROĞLU ÜSKÜDAR’I GEÇTİ 10 Eylül 2026 Perşembe
- AYŞE ÖĞRETMENİM 07 Eylül 2026 Pazartesi
- UTANMAK 05 Eylül 2026 Cumartesi
- ÖZGÜR ÖZEL’İ DİNLERKEN 03 Eylül 2026 Perşembe
- EĞİTİM SORUNUNU NASIL ÇÖZECEKLER 01 Eylül 2026 Salı
- 30 AĞUSTOS’U KUTLAMAK 30 Ağustos 2026 Pazar